Archive for December, 2008

Tuna’nın 2009 imajı

Monday, December 29th, 2008

Tuna’ya yeni yıl için yeni bir imaj kazandırmaya karar verdik. Büyüyünce zaten oğlumuzun imajına karışamayacağız, artık küpe mi takar, at kuyruk mu yapar, kafayı kazıtır biz ne dersek diyelim kendi bildiğini okuyacak. (Hele ki bu konuda babasına çekerse.. )

Hazır ne istersek yapabiliyoruz bu durumdan yararlanalım dedik ve sizlere de danışmaya karar verdik. 3 Ocak 2009 geceyarısına kadar aşağıdaki anketi yanıtlayarak bu konuda kendi tercihinizi de belirtebilirsiniz (Ne demokratik aileyiz ama.. Hep öyleydik zaten sadece annemizin oylamalarda 10 oy hakkı varken babanın sadece 1 tane olmasını saymazsak)

Çalışmayan anket modülünü düzelttim. Bu arada oy verip de “Error 404″ mesajı alanlar bir kez daha oy verebilirlerse seviniriz.

 

Tuna'nın 2009 imajı nasıl olsun

  • Bırakın saçlar böyle dağınık kalsın. (50%, 9 Votes)
  • Kısa kestirin kirpi gibi tiken tiken olsun (28%, 5 Votes)
  • Önlerden biraz aldırın, arkalar uzasın at kuyruk yaparsınız. (17%, 3 Votes)
  • Arkaların kısaltın, üstü gene böyle şemsiye gibi kalsın (5%, 1 Votes)

Total Voters: 18

Loading ... Loading ...

Unutmadan sadece bir kere oy verelim lütfen, parmaklarınızı boyarım sonra….

.

Anne “tiss”

Friday, December 26th, 2008

Merhabaa,

Bir haftadır yeni ilgi alanım olan Tİ’den bahsetmek isterim kısaca. Tİ = Tuvalet İletişimi. Çocuğunuza tuvalet eğitimi vermek yerine onun herkes gibi tuvaleti gelince tuvalete giderek yapması gerektiğinin farkında olması, bezsiz olduğunda ne olduğunu anlaması ve özel işaretler / sinyaller geliştirerek çocuğunuz ile tuvalet vakitleri geldiğinde iletişime geçerek ona tuvaletini yapması için gerekli hatırlatmaları yapabileceğiniz bir yöntem. 

Ben HOBİ niteliğinde, babamızın da uyarısı ile “kendimi kasmadan” bunu öğrenirken benimle beraber tuvalete girip eğlence oldun diye lazımlığa oturtmaya başladım. Son 3 gündür dadı ve baba da bize eşlik ediyor. 

Dadısı 2 gün önce ilk bezsiz kaka olayını gerçekleştirdi. Tabii Tuna söylemiyor biz ANLIYORUZ. Tekrarlıyorum TUNA’nın söylemesi gibi bir beklentimiz zaten yok. (sistem gereği öyle bir eğitim vermiyoruz.) 

Dün akşam eve gittiğimde dadısı “müjdemi isterim. Tuna bugün çişini de lazımlığa yaptı” dedi. Tabii o tahmin edip götürmüştü Tuna’yı. Ben de sevindim. Sonra bugün bu şekli ile yazarım diye aklımdan geçirdim. Ama dün yemekten sonra tuna geldi ve elini uzatarak “anne, tisss” dedi ve hemen tuvalete gittik. Beraber oturduk ve yaptık :)  

Akıllı oğlum kendisinden beklenmediği zaman şaşırtmayı pek sever. Tıpkı 3 ay kadar önce kendiliğinden kitap okuyarak uyuması gibi…

Tabii fazla heyecanlanmamamız gerektiğini artık öğrendik. Her an herşey geriye sarabilir :) )

Çocuk mu kandırıyoruz?!!

Friday, December 26th, 2008

Geçenlerde Hande ile birlikte bir sinema kaçamağı yapalım dedik.. Her şey ayarlandı: Tuna gündüz biraz daha erken uyutularak akşam da erken uykusunun gelmesi için ortam hazırlandı; uyurken Tuna’ya bakmak üzere Dayı bize geldi; eve erken gelinerek Tuna ile oyun vakti geçirildi, yemeği vakitlice yedirildi, Tuna’yı daha hızlı uyuttuğum efsanesi uyarınca uyutma işi benim tarafımdan üstlenildi; uyku moduna geçmeden önce Dayı evden gidiyormuş gibi yaptı (yoksa uyumuyoruz).. Saat ondaki suareye yetişebilmemiz için zemin ve hava şartları son derece uygun..

Uyutma sürecine geçtik, güzelce biberondan sütümüzü içtik, yatağımıza geçtik tam uykuya dalacakken Tuna birden ayağa fırladı, “Anne, anne” diye bağırmaya başladı. Neyse el mahkum Anne’yi de kapıdan bakkala uğurladık. Ama Tuna’nın krizi bir türlü geçmedi, sakinleştiremedim. En sonunda “Bak Tuna, kimse kalmadı sadece sen ve ben varız ve şimdi güzelce nenne yapacağız” diye onu ikna etmek için evin içinde gezinmeye başladık. Bu arada beni duyan Hande ve Kaan salonda koltukların aarkasında tam siper saklanıyorlardı. Tuna kucağımda çalışma odasına baktık, yatak odasına baktık, salona baktık en son antreden geri dönüyorduk ki benim uyanık oğlum kapının önünde dayısının ayakkabılarını gördü.

Tam ben de o sırada “Bak Tuna gördün mü? Anne de yok Dayı da yok. Hadi uyuyalım artık” diyordum ki bana dayısının ayakkabılarını gösterip “Akapkap, akapkap” dedi. Türkçe meali “Çocuk mu kandırıyorsunuz dayım gitmiş olsa bu ayakkabıların burada ne işi var?”

Off işimiz çok zor valla! Neyse sonunu merak edenler için saat tam onda ancak evden çıkabildik; Allahtan reklamlar uzun sürdü de yetiştik sinemaya…

Başka Tuntuna’lar

Wednesday, December 24th, 2008

Biliyorsunuz, Tuntuna’nın isim babası, Tuna’nın dayısı… Tantana’dan esinlenerek Tuntuna’yı bulmuştu. Benim de bugünlerde nedense aklıma takıldı başka Tuntuna var mı diye. Bizimkinin üstüne tabii ki başkası olmaz ama ilginç şeyler var. İşte bulduklarım:

  • Bir Bangladesh halk masalının kahramanlarından biri Tuntuna. Bir dağ bülbülü, karısının adı ise Tuntuni. Gene Bangladesh dilinde Mehdi-Tuntuni, dağ bülbülü demekmiş (latince ismi Prunella Collaris) 
  • Peru-Bolivya halk dansı.. 16.yy’da Latin Amerika’ya getirilen zenci kölelerle birlikte afro ritimleri de kıtaya gelmiş. Inka dansları ile birleşen bu ritimler zencilerin özgürlüklerinin sembolü olan bir dansa dönüşmüş zaman içinde… Bu dansın müziklerinden birini aşağıdan dinleyebilirsiniz..

icon for podpress  Tuntuna Del Sol: Download

Vut vuuut

Tuesday, December 23rd, 2008

Haftasonu ailecek Astoria’ya gitmiştik. Tuna burada ilk kez araba kullandı. Bakmayın siz onun ekşi suratına; oğlum işi son derece ciddiye aldı. Dikkatli dikkatli kullandı arabasını. Hemen çözdü olayı zaten: jetonu atıyoruz araba biraz müzik çalıyor, biraz sağa sola sallanıyor, süremiz bitince duruyor. Araba durur durmaz Tuna elimizden jeton alıp deliğe atıyor, hop tekrar başlıyoruz. İşin ilginci biz bir türlü bu işten gerçekten zevk aldığına ikna olamadık. Şu ciddiyete bir bakar mısınız?

Laf aramızda bu çocuk oyun parkları muhteşem bir yatırım. On beş dakikada on tane jeton harcadık. Gene de Tuna’mızı zorlukla kaldırdık arabadan… Tuna itiraf ediyorum, evdeki oyuncakların habire pilinin bitmesine alışkın olduğun için arabanın pilinin bittiğini söyleyerek ayırdık seni kırmızı arabandan…

Sonra sıra bir numaralı geleneksel Astoria eğlencesine geldi. Son fotoğrafta görünen rampadan depara kalkmış yüz metre koşucusu gibi son gaz geçip diğer tarafta bekleyen Baba’nın üstüne atlamak. Otuz kez falan bunu yaptıktan sonra ben pes etmiştim ama Tuna hala enerji doluydu. Büyüyünce nasıl koşturucağız biz peşinden…