Cumartesi akşamı ailecek Bebek’te birer waffle yiyip, üstüne Caffe Nero‘da birer kahve içtik. (Ayşe, bak link bile verdim; bu reklam şirketten, bedava :-)). Kahveyi sevse de hep uykusunu kaçıracak korkusu ile pek arası olmayan Hande’nin seçimi bol sütlü bir latte iken, damarlarında kafein için tercihli şerit olan benim tercihimse Hande’den korkuma quadro espresso yerine onun sulandırılmışı americano oldu. 

Oturduk güzelce kahvelerimizi içtik, Tuna bir süre sonra tabii ki sıkıldı ve bizim kahve fincanlarına musallat oldu. Elindeki ahşap karıştırıcıyı fincanın dibinde kalan kahveye batırıp batırıp tatlarına bakmaya başladı.

Annesinin bol sütlü latteyi empoze etme çabalarına büyük bir inatla direnen Tuna sürekli americano’yu tadarak, ilerde bir kahve gurmesi olma yolundaki ilk adımlarını attı. Tabii baba da kendine suç ortağı yetiştiriyor olma keyfi içinde bunları video’ya çekti. Görüntünün kötülüğü için özür dileriz karanlıkta cep telefonu ile ancak bu kadar çekebildik.