Annesinin işi olduğu için o akşam biraz geç gelecekti. Ben biraz erken gelerek Tuna’yı dadısından devraldım. Tabii tüm şımarıklıkların kaynağı olan bana daha dakika bir “beybi, beybi” diye sayıklamaya başladı Tunacığım.
Türlü oyunlar, dikkatini başka yöne çekme çabaları, hiçbiri işe yaramadı. Hande’nin talimatları gereği “beybi” (baby tv’nin açılması talebi) sözcüğü bir kulağımdan girip öbürkünden çıkması gerekiyor. Neler neler yapmadı ki Tunişko.. Uzaktan kumandayı getirdi elime verdi “Aç!” dedi. Açmayınca sinirlendi yere attı. Piller dağıldı. Sonra pilleri topladı, kumanda ile birlikte bana getirdi. Pilleri gösterip “koy!” dedi. Ama annesinden korkuma valla kılımı bile kıpırdatamadım. Neyse biraz dikkatini başka yönlere çekmiştim ki o ara bir “vuuu!” dedi.
Derin bir rahatlamayla “Hangi vuu! Tunacığım, ne istiyorsun?” dediğimde ise “Pottakal” dedi. Ah ne güzel hem portakal suyu içmek istiyor hem de televizyonda kurtulduk diye hemen mutfağa portakal suyu sıkmaya gittim. Gelin görün ki salondaki hesap mutfağa uymadı.. Buyrun seyredin nasıl uymadı..

