February 4th, 2009
tunishko ile geçenlerde ben tuvaletin ustunde o da lazımlığında uzun suren cis yapma seanslarından birindeydik. Yerde odasındaki vaporizatörün (odanın nemini sabit tutmak için soğuk suyu ionize edip buhar veren bir alet) kutusu vardı. Ona “gemi” dedi, benzetti sanırım. Ben de açıklamaya başladım:
- Tatlım o hani senin odandaki vuu var ya, içine su koyuyoruz buhar çıkıyor. Ondan işte…
Şöyle bir cevap aldım:
- Ütüüü (?)
Tabii ben şok bizim buharlı ütüyü görüp de adını duyduğundan bihaber olaraktan….
Posted in Tuntinikolar | 2 Comments »
January 23rd, 2009
Annesinin işi olduğu için o akşam biraz geç gelecekti. Ben biraz erken gelerek Tuna’yı dadısından devraldım. Tabii tüm şımarıklıkların kaynağı olan bana daha dakika bir “beybi, beybi” diye sayıklamaya başladı Tunacığım.
Türlü oyunlar, dikkatini başka yöne çekme çabaları, hiçbiri işe yaramadı. Hande’nin talimatları gereği “beybi” (baby tv’nin açılması talebi) sözcüğü bir kulağımdan girip öbürkünden çıkması gerekiyor. Neler neler yapmadı ki Tunişko.. Uzaktan kumandayı getirdi elime verdi “Aç!” dedi. Açmayınca sinirlendi yere attı. Piller dağıldı. Sonra pilleri topladı, kumanda ile birlikte bana getirdi. Pilleri gösterip “koy!” dedi. Ama annesinden korkuma valla kılımı bile kıpırdatamadım. Neyse biraz dikkatini başka yönlere çekmiştim ki o ara bir “vuuu!” dedi.
Derin bir rahatlamayla “Hangi vuu! Tunacığım, ne istiyorsun?” dediğimde ise “Pottakal” dedi. Ah ne güzel hem portakal suyu içmek istiyor hem de televizyonda kurtulduk diye hemen mutfağa portakal suyu sıkmaya gittim. Gelin görün ki salondaki hesap mutfağa uymadı.. Buyrun seyredin nasıl uymadı..
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
January 12th, 2009
Herkese selam,
Haftasonu once Yaso’nun Levin’i ertesi gun de Emre’nin Defne’si ile beraberdik. Her iki bebegi de kucagima aldigimda TunTunam hic benimle ilgilenmedi. Ne bebeğe ekstra bir sevgi ne de beni kıskanma belirtisi gösterdi. Hem sevindim bir kardeşi olsa belki kıskanmaz diye hem de birazcık içim buruldu laf aramızda
Neyse ama oğlumun beni ne kadar düşündüğünü bu sabah çok daha iyi anladım. Kapıdan çıkarken çizmemi giymek için eğilmiştim. İçeriden gidip bana beremi getirmiş başıma takmaya çalışıyor…(kapka kapka…diyerekten)
Canimmmmm kuzummmmm benim.
Ahhh işte böyle…annem derdi de gülerdim. Sizi sevdiğini gösterdiği her an ne kadar da herşeyden değerliymiş gerçekten !!
Posted in Tuntinikolar | 1 Comment »
January 7th, 2009
Babanemiz yeni yıl için Tunişko’ya yeni yelekler örmüş. Tuna’nın ilk söylediği giysi “yelek”, yataktan kalkma sürecinin bir parçası olan yelek giyme ritüelini öylesine benimsedi ki, günaydın demeden (ki hala günaydın demiyoruz) “yelek” demeye başlamıştı.
Dedik ki bu Nigoş kreasyonu “haute couture” yeleklerimizle bir defile yapıp poz verelim… Nerede? İlk pozun üstüne Tuna annesinin elinden kurtularak tüm azim ve gayreti ile hedefi fotoğraf makinasına kilitledi.
Eh o kadar azmin elinden uçan kuş kurtulamazken, fotoğraf makinası da makus talihine teslim oldu. Son fotoğrafta annenin pes edip ortamdan nasıl uzaklaştığına dikkat çekmek isterim.
Posted in Uncategorized | No Comments »
January 6th, 2009
Her sabah tuniko uyanıyor bizimle yatakta biraz “kurtlar kuzular” yapıyor. (Bu terim Tarıman ailesine özeldir. Anlamı yorganın içinde sarmaş dolaş dışarıda kurtların ve kuzuların olduğu vahşi ortamdan uzakta birbirinin sıcaklığı ile mayışmak ve hayattan mutlu olmak.) Sonra biz giyinmeye başlayınca “anne işş, baba işş, anne mama, baba mama” diye diye ortalıkta gezinmeye başlıyor. Sonra arabaya inince de bize camdan el sallıyor. Ben de ona aşağıdan zıplayarak el sallıyorum. Aramızda bir espri yani bu.
Dün bu rutini o kadar çok hararetle istiyordu ki kapıdan çıkarken “tunacım hadi bye byee gel seni….” derken daha kapıyı üzerime hızla kapattı sonra hızlı hızlı dadısının kucağına gitmiş camdan benimle o oyunu oynayacak diye…
Yani bu işş’e gitme olayını da bir oyuna çevirdik. pek mutluyuzzzz. adeta evden kovalanırcasına çıkıyoruz.
Posted in Tuntinikolar | 4 Comments »